18 Eylül 2010 Cumartesi

Münih

Barcelona dan Önce Strasbourg a ardından bir kaç aktarmayla akşama doğru Münih'e varıyorum.Kalacağım yer istasyona yakın yürüyerek gidiyorum hostelime yerleştikten sonra elimde haritamla çıkıyorum dışarıya.Önce Marien Platz'e (münih meydanı) gidiyorum.Oratlık sessiz sakin dükkanların çoğu kapalı hava neredeyse kapanmak üzere.Hava yağmak ve yağmamakta kararsız.Meydanın etrafında bir cadde seciyorum kendime yürüyorum.


 Saat 10a geliyor bütün dükkanlar kapalı ortalıkta kimseler kalmıyor.Hostelime geri dönüyorum.Burada ortam daha hareketli kalabalık.Biraz barda oturduktan sonra odama geçiyorum.
Sabah İlk işim Marien Platz'i gündüz gözüyle görmek gerçekten güzel bir kilise var burada etrafında tarihi yapılar.Buradan Irmağın kenarındaki parka gidiyorum.



Irmak ve park paralel devam ediyor parkın içinden Dautche Museum a geliyorum.Burası çok büyük olmamakla beraber alman tarihi ve teknolojisinden kesitler sunan bir yer.İçeriye girdiğimde beni 13-14 yy.Dan kalma bir gemi karşılıyor çeşitli yy.lara ait gemiler ve sonunda Cruise ların maketleri.Bir sonraki bölümde helikopterler arabalar uçaklar makinalar ve bunları nasıl çalıştığını gösteren mantığını anlatan simlatörler va maketler.Bir helikopter simülatröünün önüne geliyorum iki çocuk ve babaları var.Babaları Helikopterin mantığını anlatıyor çocuklara bende dinliyorum bir yandan anlamaya çalışıyorum.Oradan uçağın gelişim aşamasını gösteren belgeseli izliyorum.Çocuklarla birlikte etrafımda 8-10 yaşlarında çocuklar.Siyah beyaz belgeselde gördüğüm uçakların gerçeklerini hemen Etrafımda görmek beni nasıl olumlu şekilde etkiliyor ve bunların yapılmasının mümkün olduğuna beni ikna ediyorsa.En az yüz kat daha fazlasını da burada ki çocuklara da hissettiriyor.Karmakarışık gördüğümüz bir sürü sistemin aslında burada ne kadar basit bir mantıkla yapıldığını görmek insanı şaşırttığı kadar hayranlıkda uyandırıyor.Ama en Çok hayran olunacak konu Oraya gelen çocukların bir şeyleri yapabileceklerini herşeyin mümkün olduğunu öğreniyor olması.Almanların bu kadar başaralı olmalarının en büyük nedenlerinden biri disiplinlerinin yanında çocuklarını yetiştirme eğitme tarız diye düşünüyorum.Kendi çantasını alıp taşıyan 6-7 yaşındaki çocukları 13-4 yaşında seyahate çıkan çocukları gördükten sonra Bizim çocuklarımız içinde aynı şeyleri dilemekten başka bir çarem kalmıyor.

Oradan Çıkıp English Garden'a doğru yürüyorum.Yine nehrin kenarından.Büyük caddelerden bisiklet yollarından geçtikten sonra ualşıyorum English Garden'a.Bir göl karşılıyor beni içinde ördekler kazlar insanlar ağaçların altındaki yollarda yürüyüp çimlerde uzanıyorlar.Kırmızı bir Ağaça takılıyorum yemyeşil ağaçların arasından gülümsüyor tüm nezaketiyle deavm ediyorum nehrin döküldüğü yere geliyorum.Sörf tahtaları sörf kıyafetleriyle gençler burada sörf yapıyor.Harika birşey bu parkta sörf :).Oradan Kafelerin olduğu yere doğru yürüyorum insanlar bikinileriyle güneşleniyor nehrin kenarında nehrin diğer tarafında çpılaklar güneşleniyor.onlarıda selamladıktan sonra büyük yemyeşil bir alana geliyorum ağaçların arasından dümdüz yemyeşil bir alan top oynayanları,güneşlenenleri, geçtikten sonra bir göl daha çıkıyor karşıma gölün içinde sandallarla geziyor insanlar diğer uçta kafeler var.Ördekler kazlar burada selamlıyor beni.Oturuyorum gölün kenarına Tabiki biramı da alıyorum.Huzuru derinlerimde hissediyorum ördeklerin kazların arasında salınan sandallar yemyeşil bir doğa.

.
English garden dan sonra Bmw müzesine doğru yol alıyorum.Uzun bir yürüyüşten sonra Bmw müzesindeyim ama maalesef kapalı.Bmw nin satış yerinde Son model arabaları ve motosikletleri gördükten sonra Olimpik parka gidiyorum.


 1972 Yaz olimpiyatlarının yapıldığı Münih olmipiyat stadınında bulunduğu bu park gerçekten görülmeye değer.yemyeşil bir doğanın yanında göl manzaralı bu park Almanların parka yeşilliğe ne kadar önem verdiğini bir kez daha gösteriyor.biraz çimlerde uzandıktan sonra.Göl kenarına kurulmuş olan konser platformuna yürüyorum burada alman rock müziğinden örnekleri genç bir gruptan dinledikten sonra patenleriyle bisikletleriyle gezen insanların arasından gecerek yola koyuluyorum.Uzun bir yürüyüşün ve yorgunluğun ardından Hostelimdeyim.Akşam dışarıya çıkıyorum yemek için fast food birşeyler yedikten sonra yine ortalık erkenden tenhalaşıyor bir yandan da yağmur başlıyor geriye dönüyorum.Ertesi gün Milanoya gideceğim için erkenden yatıyorum.
Ertesi gün kalkıp istasyona doğru yürümeye başlıyorum yol girdiğim cadde De bütün dükkanlar Türk.Tabelalar türkçe Goethe Caddesi burası hatta İşbankası bile var.Bir lokantanın camekanında simitleri görmemle kendimi içeriye atma bir oluyor.Mercimek çorbası alıyorum çok özlemişim yanında ekmek vereyimmi diye soruyor.(Bu arada ben hala neden ingilizce konuşmaya çalışıyorum anlamaıyorum)Hayır simit yiyeceğim çorbanın yanında simit istiyorum.Bu kadar özleyeceğim aklıma gelmezdi.Gezimdeki en güzel kahvaltıyı yaptıktan sonra oradaki bir kaç Türkle muhabbet ediyoruz.Türkiye de ki şartlar burayı geçti neredeyse diyorlar.Durumlarından pek memnun görünmüyorlar açıkcası.Burada bir çok Türkle karşılaşmak mümkün.Bir Türk marketinden Meyve takviyesi yapıp yoluma devam ediyorum.Güle güle Münih :)

3 yorum:

  1. Çok güzel bir yerdi bende 3 gün kaldım.Gittin mi bilmiyorum ausburg da nazilerin toplama kampı vardı,gerçekten gezerken o günleri yaşarcasına canlı tutmuşlar.

    YanıtlaSil
  2. İlk başta ısınamadığım Münih, parklarıyla sakinliğiyle insana huzur veren bir yerdi.Çok fazla kalamadım o yüzden çok detaylı gezemedim.Ama bu nazi konusunu ilerde yapacağım interrail le Berlin de incelemeyi düşünüyorum:)

    YanıtlaSil
  3. Çok iyi edersin Berlinde de çok güzel anıt park ve müzeler vardı :)

    Bunun dışında krakowda Şillerin yahudileri'nin fabrikası gibi yerler çok dikkat çekici.Dip not oalrak geçeyim :)

    YanıtlaSil