Louvre Müzesine ulaşıyorum.Birgün de burayı gezmenin imkansız olduğunu biliyorum o yüzden en önemli olanlarını tabloların olduğu bölümü, heykellerin olduğu bölümü gezmeye çalışacağım.Zaman kalırsa islam eserleri afrika eserlerine bir göz atabilirim.Aslında Napolyon'un özeli bir bölümü var merak ediyorum ama zaman kalmayacağını sanıyorum.
Daha sonra heykellerin olduğu bölüme geçiyorum.Gerçekten çok etkileyeci heykeller var.Bu bölümün atmosferide diğer bölümlere göre farklı.Daha içaçıcı bir bölüm burası.Yunan heykellerinden avrupa heykellerine çeşitli yıllarda yapılmış binbir çeşit heykel hepsi birbirinden ilginç.
Louvre 'deki yorucu bir gezi den sonra Eifel'e doğru yürümeye başlıyorum.Yoldan aldığım bir kaç birayla berebaer eifel in altında ki çimenlik alanda hafif esen rüzgarın altında 2 saatlik güzel bir uyku çekiyorum.Uyanıyorum.Hafif ve güzel bir hava var etrafımda çocuklar koşuşturuyorlar.
Merhaba diyor 20 yaşlarında sarışın bir çocuk.çantanı gördüm geldim sanırım sende seyahat ediyorsun diyor.Evet diyorum oturuyor hikayemizi anlatıyoruz birbirimize Rok Slovenya'dan çıkmış yola otostopla Almanya 'ya gitmiş ordan Fransa ya La Havre 'e sonra da Paris'e gelmiş.Hayatımda gördüğüm en rahat insan nerede yatacaksın diyorum sorun burası güzel diyor.Nasıl gideceksin diyorum sorun yok diyor.Onun için hiçbirşey sorun değil bu tavrını seviyorum.Konservatuarda okuyormuş Trombolin çalıyor.Avrupa haritası veriyorum Bu Benim çok işime yarar diyor Seviniyor.Çantasından çıkardığı üzümlü ekmekten ikram ediyor.Bir yandan da ekmeğin hikayesini anlatıyor.Almanya 'dan otostop çektiği birisi La havre 'de Protestan kampına bırakmış O'nu .Herşey bedavaydı bir sürü yiyecek vardı diyor.3 gün kalmış
kampta.Herşey güzeldi diyor.Çantasını doldurup yoluna devam etmiş.O gece orada yatmaya karar veriyoruz.
Gece 3 uyanıyorum.Rok yanımda.Kalkıyorum.Trene yetişmem lazım ama Rok'u öyle bırakmak istemiyorum.Etrafa bakıyorum çalılıkların ardında 20 kadar uyku tulumlu insan yatıyor.Rok'un yanına dönüyorum uyandırıyorum.O grubun yanına götürüyorum burada daha güvende olursun diyorum.Haklısın diyor vedalaşıyoruz.Sabah yedide trenim var önümde 3-4 saatlik zamanım var.Yola koyuluyorum.
Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüşün ardından nihayet istasyondayım.2 gün önce bıraktığım çantalarımı alıp , trenin kalkacağı peronu aramay başlıyorum.Kalkış için 30 dakikam var.Ama 1 Numralı peron yok.Görevliye soruyorum 1 numaralı peronun başka bir istasyonda olduğunu söylüyor.Koşarak metroya atlıyorum.20 dk. var.3-4 dk. kala geliyorum istasyona Sırtımda büyük bir çanta elimde diğer cantam koşuyorum.Tahminimce 1 kat olmalı ama hayır 4 kat ve yaklaşık 400 mt. yürüme mesafesi.Peronun önüne geliyorum treni soruyorum gitti diyorlar.Kötü hissediyorum kendimi.Madrid 'e bilet soruyuorum yer yok dyorlar.Barcelona gitmeye karar veriyorum.Bordeaux'a kadar tre varmış alıyorum bir bilet.Treni beklemeye başlıyorum.Trenim geliyor 5 saatlik bir yolculuktan sonra Bordeaux'tayım.Barcelona trenleri dolu.İspanya sınırındaki İrun'a tren var ama yer yok.Ama bende bu trene kaçak binecek cesaret ve kararlılık atlıyorum trene.Vagonların arasındaki numarasız bir yere oturuyorum.İrun'a son 2 istasyon kala bir grup genç biniyor konduktor de hemen geliyor tabi.Gençlerin hepsinin belinde kırmızı kuşak var ve hepsi beyaz kıyafetli konduktor direk onlarla muhattap oluyor ama ben bu heyecana daha fazla dayanamayıp kalkıp yemekli vagona doğru yürüyorum.orada biraz zaman gecirdikten sonra İrun'a geliyorum.Saat 9 Hemen Barcelona'ya bilet soruyorum ama yok Bekleyen trenin nereye gittiğini soruyorum Lizbon diyor görevli bir bilet istiyorum ama yer yok.Başka bir yere tren var mı yok bu son tren diyor.Yapacak bir şey yok bu gece İrun'dayım.İstasyondan çıkıyorum.Yatacak bir yer aramaya başlıyorum.Sırt çantalı iki kız geliyor karşıdan bildikleri hostel hotel olup olmadığını soruyorum yok diyorlar ama biz Granada'ya gidiyoruz istersen gelebilirsin tamam diyorum 14 saatmiş İrun'a ama otobüsle gideceklerini söylüyorlar.Göze alamıyorum çok yorgunum dinlenmem lazım.Vedalaşıyoruz.Bir yer buluyorum.Güzel bir duş ve uykunun ardından.Kalkıp istasyona gidiyorum.Barcelona en erken Tren 4 te.İrun'da biraz gezdikten sonra bir internet kafeye giriyorum.yanımda oturan kız ayağa kalkıyor gecerken ayağı takılıyor üstüme doğru düşecekken tutuyorum kızı diğer yanımdaki arkadaşına dönerek türkçe bişeyler söylüyor.Türk müsünüz diyorum Sarılıyoruz Birbirimize.Bengü ve Irmak onlarda Barcelona 'ya gidyorlar hemde aynı tren de hemde şansa bakın ki önümdeki koltuktalar:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder