19 Eylül 2010 Pazar

Milano

       İtalyan bir hanım ve çocuğuyla başladığım.Almanya da yaşayan konuşkan neşeli kendisinin çılgın olduğunu söyleyen çocuklarıyla milano ya giden siyahi bir hanımın katılımıyla devam eden muhabbet dolu neşeli bol kahkahalı 10 saatlik bir tren tolculuğunun ardından akşam saat 10 da Milano İstasyonunda iniyorum.
 Metroya biniyorum önce şaşırıyorum çok eski bir metroları var.Metrodan inip taksiye biniyorum heryer inşaat halinde neredeyse sanki Milanoyu tekrar inşaa ediyorlar.Kısa bir yolculuktan sonra buluyorum hostelimi.Odam da Amerikalı çok sempatik bir kız var.Ertesi gün ayrılacakmış.Güzel bir muhabbetin ardından yatıyorum.
   

Sabah Erken den kalkıp bizim İstiklaldeki Tarihi nostaljik tramvayın boyasız ve bakımsız hali olan bir tramvayla  Duomo ya doğru yol alıyorum.Meydana yakın bir yerde inip Tarihi kaleyle Duomo arasında ki bizim İstiklal Caddesi havasındaki Cadde üzerindeki bir pizzacıya girip merak ettiğim İtalyan pizzasıyla güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Duomoyu karşımda görüyorum.

               Bembeyaz mermerden her taşı sanki nakış gibi işlenmiş sanki başka bir yerde yapılmış da oraya kondurulmuş gibi duran Duomo nun zerafetinden etkilenmemek mümkün değil.Duomo nun içerisinde yaptığım geziden sonra Katedralin hemen yanında kiEmmanuel çarşısına giriyorum buradan bir şehir haritası aldıktan sonra Tekrar geldiğim caddeden Havuçtan horoz köpek kedi yapan amcayı selamlayarak Castello Sfersezco ya doğru yürüyorum.




            Tarihi kalenin içinden devam edip ön trafındaki parkın arkasına ve buradaki ünlü Kapıdan çıkıp Şehrin diğer ucundaki parka gidiyorum uzun bir yürüyüşten sonra buraya ulaşıyorum ama burası sessiz sakin bir yer.Buradan tekrar duomoya doğru yürüyorum. Tarihi binaların içine yerleştirilmiş ünlü giyim markalarının mağazalarını seyrederek Tekrar duomo ya ulaşıyorum.Burada Ünlü italyan Spagettisi ve Beyaz şaraplı bir yemeğin ardından


Leonardonun Ünlü eseri Son Yemek Tablosunu görmek üzere Santa Maria Della Grazie Kilisesi ne gidiyorum Kilisenin içindeki küçük bir geziden sonra tablonun bulunduğu bölüme geçiyorum sıra yok bilet almak için yaklaşıyorum ama  telefonla rezervasyon yapmamı istiyorlar ve 2 hafta sonraya ancak sıranın gelebileceğini söylüyorlar.Burada gruplar kendilerine verilen saatte toplanıp toplu bir şekilde geziyorlar.Buradan ayrılıp ünlü Mağazaları gezerek gezimi noktalayıp tekrar hostelime dönüyorum.
       

   Bugun benim doğum günüm Hostelde Facebook taki Tebrik mesajlarımı cevaplarken Görevli arkadaş bu gece doğum günü partisi vereceklerini herkesin partiye davetli olduğunu söylüyor.Kimin doğum günü diye soruyorum.O sırada benim doğum günüm olduğunu hatırlıyor.(Kaydımı yaparken doğum günüme dikkat edip senin yarın doğum günün mü demiş ve tebrik etmişti.)Kolumdan tutup gel diyor blgisayarı zor kapatıyorum.Dışarda hazırlanmış masaya gidiyoruz masanın etrafında bir grup insan oturuyor.Önce beni tanıştırıyor sonra bugun benimde doğum günüm olduğunu söylüyor.Masadaki bütün insanlar beni tebrik ettikten sonra bende asıl doğum günü partisi olan arkadaşıı tebrik ediyorum.Aynı gün ve aynı yıl doğmuş olmamız gerçekten çok ilginç.Bugün senin günün diyorlar.Senin için bir San Buca açacağım diyor.San Boca yı getiriyor bardaklara boşaltıp içine de bir kahve çekirdeği atıyor.Çok sert ama çok tatlı bir içki.İnsanın genizini yakan bir sertlikte.Kahveyi ardından çiğneyince biraz hafifliyor.Hostelde ki diğer arkadaşların katılımıyla daha renklenen parti pastanın birlikte kesimi müzikler eşliğinde saat 3'e kadar devam ediyor.Herkese ne kadar teşekkür etsem az.San Boca'nın da etkisiyle Huzurlu bir uyku çekiyorum.
           Sabah erkenden kalkıp Daha önceden aldığım Venezia (Venedik) treni için istasyona gidiyorum.Tarihi milano garının güzel manzarası gardaki Mükemmel pizza lezzetiyle Trenimi beklemeye başlıyorum.Güle güle Milano.:)

2 yorum:

  1. izliyorum seni...
    Milano görmediğim şehirlerden ve merak ettim şimdi:))
    iyi gezmeler...

    YanıtlaSil
  2. Bence İtalyanlığın başkenti.Roma da Florasan da tarih ne kadar ön plandaysa Venedik'in Apayrı bir havası varsa Milano da köklü bir sanat ve tarihin yanında İtalyan yaşamının biraz daha ön planda olduğunu hissettim.

    YanıtlaSil