Hava kararmaya başlıyor. Burada bir internet kafe var mı diye soruyorum ilk gördüğüm dükkanda ki adama.İstasyona yakın bir yerde var diyor.Tekrar geri dönmek için açıyorum haritamı biraz zorda olsa buluyorum.Aramaya başladığım yerde kafeyi ve onun sadece 100 metre ilerisindeki hostelimi :)
Kapıyı çalıyorum.Eski bir evden dönüştürülmüş hostelin büyük salonuna buyur ediyorlar beni.Salon da onlarca genç gruplar halinde muhabbet ediyor.Siyahi bir kız görüyorum gerçekten çok güzel hem siyahi hemde çekik gözlü güzelliğiyle dikkatimi çekmeyi başarıyor. Kaydımı yaptıktan sonra odamı gösteriyorlar.Siyahi güzel kızın yanındaki yatak ta yatacak olmam Bugün de şanslı günümde olduğumu gösteriyor.Selam diyorum Tanışıyoruz.Shigan Kanadalı arkadaşı var yanında ranzanın üstünde Avusturalyalı bir çocukla muhabbet ediyorlar.Onlarla da tanıştıktan sonra Avusturalyalıdan güzel bir teklif geliyor.Bu akşam birlikte içelim mi evet diyoruz hepimiz :)Sonra hosteldeki görevli geliyor Arkadaşlar bu akşam gelmek isteyenlerle birlikte içmeye çıkacağız diyor.Gitmeye karar veriyoruz.Toplanıp 10-12 kişi çıkıyoruz dışarıya.10-15 dakikalık yürüyüşten sonra.Kokteyl satan bir büfeye geliyoruz.Buradan ayak üstü kokteylimizi alıp (bu arada Shiganın tavsiyesi üzerine içinde Tekila viski olan kokteylden alıyorum)Büyük kanalın kenarında İskeleye geliyoruz iskele üzerinde bir sürü genç var hemen kaynaşıyoruz.Hosteldeki görevli kız sonra dan bize katılan avustralyalı diğer bir arkadaş ve dördümüz koyu bir muhabbetin içine dalıyoruz.Arada muhabbet daha da koyulaşıp benim ingilizce olarak anlayacağım seviyeyi aşıp bana basit olarak anlatıldıktan sonra devam eden muhabbet Shigan ve arkadaşının yorgun oldukları için Hostele geri dönmeye karar vermeleri benim bira almaya gitmeme kadar devam ediyor.Biramı alıp geldikten sonra iskambil kağıtlarıyla beni beklediklerini görüyorum.Kağıtlar dağıtılmaya başlanıyor ama oynayacakları oyunu bilmiyorum kısa bir anlatımın ardından başlıyoruz oynamaya birkaç turdan sonra iskambil oyunlarındaki maharetlerimi göstermeye başlıyorum.Gece iyice ilerledikten sonra toparlanıp tekrar Hostele dönmeye karar veriyoruz.Yolda Bizimle aynı hostelde kalan isveçli arkadaşlarla muhabbet ediyoruz.Bir ara İsveç in nufusu konusu açılıyor.İstanbul'un nufusunun ülkelerinin nüfusunun iki katı olduğunu öğrenince biraz şaşırıyorlar.Hostele ulaşıyoruz Yorucu bir günğn ardından Amerikalı arkadaşla bira içip muhabbet ediyoruz.Hostelde görevli kızın da eski erkek arkadaşının Türk olmasından kaynaklandığını düşündüğüm ilgisiyle renklenen muhabbet uykusuzluğun bastırmasıyla sona eriyor.
Ertesi gün Salona yakın odada olmanın verdiği avantajla seslerden uaynıyorum.Shigan ve arkadaşı çoktan kalkmış (adını unuttum o yüzden arkadaşı diyorum veya Shigan hep ön planda kalmış herhalde benim için Bu arada Shigan ın kanada da Buz hokeyi oyuncusu olması da ilgimi çeken diğer bir konu)Avustralyalı nın uyanmaya pek niyeti yok gibi.Hostelde birlikte yaptığımız Kahve kızarmış ekmekli bir kahvaltının ardından Shiganlar bilet almak için istasyona gidiyorlar.Bende gezime kaldığım yerden devam etmek üzere dışarıya çıkaacağım Hostelde görevli kız ve diğer arkadaşlarla vedalaşmak için odalarına giriyorum.Kalmamı istiyorlar birlikte gezeriz diyorlar.Ama ben pek gruba bağlı kalmak istemediğimden gideceğimi söylüyorum.Vedalaşıyoruz.
Haritam da belirlediğim gezi güzergahımı takip ederek gezmeye balıyorum.Akşam 6:30 a kadar vaktim var 7 de Floransa trenine bineceğim.Belli bir süre sonra haritaya bağlı kalmanın bu geziyi biraz donuklaştırdığını düşünüyorum.Haritayı çantama koyup devam ediyorum.Büyük kanaldan ilk gündekinin tersi istikametinden yürümeye başlıyorum.Bu yaka daha sessiz daha sakin turistlerin az bulunduğu bir yer.Belli bir yürüyüşten sonra anayola çıkıyorum uzun bir yürüyüşün ardından yolun çıkmaz bir yol olduğunu görüyorum bu sırada çok yoğun bir yağmur başlıyor.Tekrar geri dönüyoruma ama yol üstünde sığınacağım bir yer yok.Üzerimde bir tshirt ve şortla koşmaya başlıyorum.Ben koştukça Yağmur da şiddetini iyice arttırıyor.400-500 metre sonra küçük bir binanın 30 cm lik sacağının altına sığınıp 2 saat boyunca yağmurun dinmesini bekliyorum.Yağmur dinmesiyle birlikte tekrar gedliğim yerden şehir merkezine doğru yürüyorum.San Marco meydanına gitmeye karar veriyorum.Bu meydana giderken yine yağmura yakalnıyorum.Zaten yeni kurumaya başlayan elbiselerimi tekrar ıslatmaya niyetim yok.Zaten acıkmakta olan karnımın da uyarıyıla Kendimi bir pizzacıya atıyorum.Bira ve leziz pizza eşliğinde cama vuran yağmurun sesi İçerisinin sıcaklığıyla dışarıda koşuşturan insanları izlemeye koyuluyorum.
Yağmurun dinmesiyle birlikte san marco meydanına doğru yürüyüşe geçiyorum.Dar sokaklardan pahalı mağazaların vitrinlerini(bir eldivenin 1000 € Bir bayan kabanın 10 000 € larda olduğunu görünce pahalı olduğuna hak verirsiniz) büyük bir ilgiyle izledikten sonra San Marco Meydanındaki Cafelerin arasında ki Dondurmacı da alıyorum soluğu.Havanın ve Dodurmanın soğuğu Meydan daki ünlü restaurantın klasik müzik yapan müzik grubunun müziği eşliğinde yeniden başlyan yağmurda ıslanmıyor olmanın sıcaklığıyla gözlemlediğim Meydan iğne atsan düşmeyecek kadar da kalabalık.
Meydan da geçirilen keyifli zamanın ardından Tekrar geldiğim yerden geriye dönüşe geçiyorum ama saat 4 gideceğim yeri tam bilmiyorum ve bulması gerçekten zor.O yüzden Metro ya binmeye karar veriyorum.Metro burada bir vapur hem kanalı gezmiş olacağım.Yaklaşık bir saatlik vapur gezisinin ardından istasyon durağında iniyorum.Yorgun düşmüş bir halde kendimi en yakın banka atıyorum.Bu sırada çektiğim fotografları laptop ıma atıp incelemek içinde yeterince zamanım var.Fotografları incelerken sağımda oturan kadının kızını dürterek fotografları gösterdiğini kızın da dikkatle baktığını görmezlikten gelip fotolarımı inceleyip laptop ımı kapatıyorum.Beş dakika sonra kız Merhaba diyor.Fotograflarını gördüm çok beğendim alabilirmiyim diyor.Tabi diyorum.Annesi de mutlu oluyor.Hepsini veriyorum.Defalarca teşekür ediyorlar.Artık yolculuk vakti gelmeye başladı.Emanete bıraktığım çantamı alıp Venedik'e güzel duygularla veda ediyorum.
görmediğim kentlerden...
YanıtlaSilfotoğraflar gezi bloguna çok yakışıyor:))
iyi gezmeler...
:)) teşekkürler laptop ım yanımda olmadığından yükleyememiştim.Venedik e gitmeye sonradan karar vermiştim.Gördüğüm en farklı yer.tavsiye ediyorum:))
YanıtlaSil